İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protesto dalgası, ülke siyasetini ve ekonomisini aynı anda etkilemeye başladı. Akademik analizleriyle dikkat çeken Efe Bulduk, 31 Mart 2025 tarihli değerlendirmesinde hem toplumsal hareketlerin dinamiklerine hem de ekonomik gelişmelerin bu sürece etkisine dair kapsamlı bir analiz sundu.
Bulduk, protestoların tarihsel başarı oranlarına dair Chenoweth ve Stephan’ın yaptığı araştırmalara atıfta bulunarak, bir hareketin başarıya ulaşabilmesi için toplam nüfusun en az yüzde 3’ünün katılım göstermesi gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye’deki mevcut protestoların bu seviyeye henüz ulaşmadığını vurgulayan Bulduk, barışçıl ve sürekli olan direnişlerin uzun vadede çok daha etkili olduğunu belirtiyor.
Sosyal medya üzerinden hızlı şekilde örgütlenen protestoların ise dijital çağın getirdiği bir refleks olduğunu ifade eden Bulduk, Zeynep Tufekci ve Manuel Castells’in araştırmalarına dayanarak bu tarz eylemlerin kısa vadede etkili olsa da uzun soluklu başarı için kurumsal bir organizasyon yapısına ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bulduk’a göre, sosyal medya protestoları büyütebilir ama sürdüremez; bu da Türkiye’deki mevcut protestoların zamana yayıldıkça zayıflama riski taşıdığına işaret ediyor.
Öte yandan, devletin protestolara karşı takındığı sert tutumun yeni bir kırılma yaratabileceğini dile getiren Bulduk, Christian Davenport’un devlet baskısı altındaki hareketlere dair çalışmalarını hatırlatıyor. Devletin orantısız güç kullanması durumunda, eylemlerin toplumsal bir zemine yayılma eğiliminde olduğunu aktarıyor.
Siyasette ise dikkatler CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 25 Mart’ta yaptığı çıkışa çevrildi. Özel, partisinin grup toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i doğrudan hedef alarak MASAK raporu üzerinden suçladı ve “Adamdan, ekonomistten saymam” diyerek sert bir mesaj verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise aynı hafta içinde Şimşek’e sahip çıkarak “Benim Hazine Bakanım” ifadesiyle desteğini kamuoyuna ilan etti. Bu açıklamalar, piyasada Mehmet Şimşek’in görevde kalacağına dair beklentiyi güçlendirse de siyasi gerilimin ekonomi üzerinde baskı yaratabileceği yorumlarını da beraberinde getirdi.
Önümüzdeki süreçte gözler, 17 Nisan 2025 tarihinde yapılacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Efe Bulduk’a göre, bu toplantıda çıkacak faiz kararı yalnızca piyasaları değil, aynı zamanda protestoların toplumsal enerjisini de dolaylı biçimde etkileyecek. Şimşek’in uyguladığı ve yabancı yatırımcının ilgisini çeken “carry trade” modeli için faiz politikasının korunması gerektiğini düşünen uzmanlar, TCMB’nin bu yönde karar almasını bekliyor.
Analizinde en dikkat çekici bölüm ise protestoların geleceğine dair şu yorumda gizli: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini destekleyen kitle tarafından mağlubiyet olarak yorumlanabilecek bir İmamoğlu tahliyesine sıcak bakmayacağını tahmin edebileceğimiz için, bu durum da karşımıza protestoların nasıl evrileceği sorusunu çıkarır.”
Efe Bulduk’un değerlendirmeleri, Türkiye’nin nisan ayına siyasi baskı, toplumsal hareketlilik ve ekonomik belirsizlik üçgeninde gireceğini ortaya koyuyor. Herkesin aklındaki soru ise aynı: Bu protestolar sönümlenecek mi, yoksa daha kalıcı bir değişimin tetikleyicisi mi olacak?