İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, son günlerde kamuoyunda sıkça yer bulan "boykot" çağrılarına ilişkin olarak, nefret ve ayrımcılık ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçları kapsamında re’sen soruşturma başlattığını duyurdu. Açıklama, toplumsal kutuplaşma ve ifade özgürlüğü sınırları üzerine önemli bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Bu gelişmelerin ardından, Türkiye’nin önde gelen hukukçularından Av.Dr. Gönenç Gürkaynak, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda boykotun hukuki boyutunu teknik terimlerden uzak, sade bir dille anlattı. Gürkaynak’a göre, boykot yeni bir araç değil, demokratik toplumlarda uzun süredir politik ifade özgürlüğünün bir parçası olarak kabul edilen bir yöntem.
“Bu tür eylemlerin kutupları keskinleştirici boyutları olabilir, ama zaten eziyete ve adaletsizliğe maruz kaldığını düşünen bir kesime ‘kucaklaş’ demek kolay değildir.” diyen Gürkaynak, boykotların temelinde zarar vermek değil, sesini duyurmak olduğunu vurguladı.
Ekonomik etkilerin varlığına rağmen bu tür eylemlerin hukuken ‘zarar’ değil, ‘etki’ kavramıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürkaynak, örnek olarak 1960’lı yıllarda ABD'nin Mississippi eyaletinde yaşanan ve 16 yıl sonra Anayasa Mahkemesi tarafından ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilen Claiborne County boykotunu hatırlattı.
“O tarihten bile 43 yıl sonra, 2025’te bu temel hukuki kazanımları tartışmaya açmak yerine, vatandaş ne demeye çalışıyor sorusuna kulak vermek de mümkündür. Bunun için gereken tek şey, duyma niyeti.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
Hukuki Zemin: Zararı Değil Niyeti Anlamak
Gürkaynak’ın değerlendirmesi, sadece hukukçular için değil, toplumun geniş kesimleri için de önemli bir hatırlatma: Demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü; sadece söylenen söz değil, kullanılan yöntemler açısından da korunmalıdır. Boykot gibi sivil direniş araçları, yalnızca sonuçlarıyla değil, dayandığı niyetle değerlendirilmeli.
İfade özgürlüğünün sınırları konusunda hukuki tartışmalar sürerken, Gürkaynak’ın bu açıklaması, toplumsal kutuplaşmaların gölgesinde daha kapsayıcı bir hukuk anlayışına dikkat çekiyor.İstanbul Başsavcılığı, boykot çağrılarına yönelik nefret ve ayrımcılık soruşturması başlatırken, hukukçu Gönenç Gürkaynak'tan dikkat çeken bir yorum geldi: “Boykot, zarar vermek için değil, sesini duyurmak içindir. Ekonomik etki ifade özgürlüğünü bastırmanın gerekçesi olamaz.”
